03
Eyl

Vitray Çalışması

İçinde bulunduğumuz bu zaman diliminde hepimizin sıkıntısı işler yetişmiyor çünkü zaman yok söylemi ile dertleniyoruz.

Gerçekten zaman yetmiyor mu? Yoksa biz zamanın ne olduğunu bilmiyor muyuz ?

Bazen yaşadıklarımız bize bu konuda ip ucu verir ama anlamak için anlatmak gerek.

Zaman / dehr ~ دهر /
Zamanın Sahibi Kim?

2015 yılında Üsküdar Toygartepe’de yapılan caminin mihrap tarafına iki adet arkalı önlü vitray çalışmasını yapmak için işe koyulmuştum. Dış kısımdaki vitraylar daha önce yapılmamış bir tarzda yani Caminin duvarlarında kullanılan küfeki taşını oyarak yapmaktı hedef.
Her plakası 400 kilo civarında olan yekpare taşları oymaya başladım.
Haftada 60 saatlik bir çalışma ile kısa sürede bitirmeyi planlıyorum.

İlk plaka 8 aylık sürede bitti. Sıra ikinci plakaya geldiğinde Camide işlerin hızlanması gerekliği bilgisi geldi. Ustamın yanına gittim ve af dileyerek ancak sekiz ayda ilk plaka bitti diğeri de bu sürede biter görünüyor dedim.
Ustam bir soru ile Sen nasıl bir işlem yapıyorsun diye sordu.
Besmele ile başlıyorum dedim.
Yok dedi eksik bir söz var bu başlangıçta diye ekledi ustam.


Taşa işlem yapmadan önce ‘Ey taş! Biliyor musun sana Hz. Muhammed’in ismini kazımaya başlıyorum. Müsaade et de yumuşa. Sonra taşı seyret!” demişti ve ikinci plaka üç ayda bitti. Taşla iletişim kuruyorsunuz. Çünkü o da toprak sizde ve aynı zaman denizdeyiz…

Her işin bir ömrü ve yapım hikayesi var. Ne önce nede sonra siz acele etseniz de o iş kendi kaderinde süresince bitecek.
Başladığınız iş Kazanız süreçler ise kaderimiz oluyor.

Örnekle ne yaparsak yapalım mülkün sahibinden izin ve habibinin ismi olmadan başlanacak her iş aksak ve sıkıntılı olacak.

Peki Zaman yetmiyor diye dert yanarken ne oldu da zaman yeter ve artar hale geldi. Bu yaşadığım hikayede düşünelim inşaAllah.

Etrafımızda gördüğümüz ve hatta göremediğimiz her şeye selam ile başlayalım işlerimize.

Selam ve sevgilerimle muhabbetle kalın.

Mete Üge